Sayfalar

Ama Öyle Değil

30 Haziran 2013 Pazar


   İnsan hüznüyle birlikte büyüyor. Sevinçleri çocuk kalıyor hep. Sevinince o yüzden çocuklaşıyor. Sorulduğunda çocukluğuna dönmeyi delicesine isteyenlerin hiçbiri görmüyor o mini mini sevinçleri. O yüzden de makul ölçüde sevinmeyenlere bir tuhaf bakıyorlar. "Salak" diyorlar mesela sonunda tıslayarak ve gülümser gibi yaparak. Müstehzi bir tebessüm. "Şuna bak hele şuna, hiç yakışıyor mu?" diyorlar belki. Ya da sakinleştirmeye çalışıyorlar sevineni.

   İnsanlar durduk yere, yahut sebepli, hüzünleniveriyor bazen. Daha durgun oluyor tebessümleri. Gözlerinin önünde yağmur değmiş bir cam beliriveriyor belki. "Hiç yakışmıyor sana," diyorlar. "Ay böyle durma ama yaaa," diyorlar. Ya da çeşitli biçimlerde def etmeye çalışıyorlar o hüznü. Kafa dağıtmakmış... Niçin dağıtıyorsunuz, zar zor topladım ben onu.

   İnsanın içinde ipler var belki. Yaşamın sürtüne sürtüne erittiği... Bir anda kopunca, ucunda taşıdığı birikmişler saçılıveriyor. Bazen sıçrıyor etraftakilere. Sıçramasa iyi tabii ama bir ömür de uçurum kenarından düşmekte olan birini tutarak yaşanamaz ki. O ipleri eriten, çeken, yıpratan tek bir kişi değil tabii ki. Ama hayatta her şeyi olması gerektiği gibi mi ki? Belki öyledir, bilemeyiz. Hayatta her şey bizim olmasını istediğimiz gibi mi peki? Kesinlikle değil, biliriz. Ne ben sorumluyum kopan iplerden, ne de ipin ucundakilerin sıçradığı yolcular. Ama... benim ipim ya hani... Keşke ipsiz sapsız olaydım... Boş verin. İpleri elinde tutmak istiyor herkes. Herkes karşısındakinin ipini kendi kontrol etsin istiyor.

   Velhasılı, ne yapsan, hangi duyguyu yaşasan, başka türlüsünü istiyor insanlar. "Mutlu ol ama öyle değil." "Üzül ama burada değil." "Kız ama bana değil."

0 yorum:

Yorum Gönder